Deniz Gürsoy’un Gastronomi Tarihi

“Tat duyusu, bіr tabak yemeğin içindeki malzemeleri aşıp anılarımıza, kültürümüze ve şayet de genlerimize kazınır. Belleğimizdekinin benzeriyle karşılaştığımızda duyuları ve hatırımızdan çıkmış olan anıları bіr anda tetikler.

Masaya oturunca önce gözlerimizi doyurur, bardak tokuşturarak ses çıkarır, kulaklarımızı devreye sokarız. Ağzımıza yaklaşırken burnumuzun anekdot verdiği yiyecekler önce dudaklarımıza dokunur, sonra dilimize. Ağzımızın içinden kayarken de doku ve sıcaklık farklılıklarını hisseder, tadını alırız. Güzel bіr yiyecekten bambaşka bіr tat aldığımızda bu yalnızca belleğimize kaydolmakla kalmaz, gönlümüzde de yer eder. Aşçılık mesleğini zanaat olmaktan sanat olmaya dönüştüren ayrım işte budur.

İstedim ki yeni yetişen şefler, konusunun ve mesleğinin geçmişini kendi dillerinde okusunlar ve daha iyi kavrasınlar. El becerilerini mutfak kültürü bilgileriyle zenginleştirerek açıklama kabiliyetlerini
geliştirip kendilerini aşsınlar ve yaratıcılıkları coşsun. Çünkü dünyanın en eski yeme-içme kültürlerini barındırmış olan bu coğrafyada üstü tozlanmış data fazla da, bu bilgilerin tozunu atarak, yorumlayıp yeni bіr ekol yaratan, yeni bіr çığır açan eksik.”

Tarihi sümerlere dayanan en eski içkiyi… İÖ 26. yy ’da yaprakları tedavi için çiğnenen bitkiyi… Osmanlı döneminde tüm yasaklamalara rağmen yaygınlaşan içkiyi… Amerika keşfedilmeden önce para yerine kullanılan bitki tanelerini… Antik Yunan ve Roma imparatorluğu boyunca sadece afrodizyak olarak tüketilen gıda maddesini… Ortadoğu ’da tüm dinlerce yasaklanmış görmüş hayvan etini… Sarayı olan içkiyi… Tarihin akışına yön verebilecek yiyecek maddesini… Biliyor musunuz?

Deniz Gürsoy, dünyada gastronomiyi ve yiyecek tarihini kendi coğrafyamızdan bakarak aktarıyor.

“… Ey yolcu, ye, iç, keyfine bak, çünkü başka hiçbіr şey bu dek kayda değer değildir.”